15 Mart 2012 Perşembe

Yusuf Atılgan'a ve Aylak Adam'a dair

Bendeki bu karşı koyamadığım Yusuf Atılgan merakı nerden bulaştı ruhuma hiç haberim yok doğrusu.Bir baktım bir anda bütün kitaplarını alıp okumak istiyorum.Ve nihayetinde şu meşhur Aylak Adam'ıyla başladım yazarı tanımaya.Satırların altını çize çize.Koyu renklerle...
Ben bir filmi 3- 4 kez ya da bir kitabı birden fazla kez okuyanlardan olamadım.Sevmem de zaten.Bana çok sevdiğim tatlılardan olan profiterolü yedikten sonra tiramisu yemek gibi geliyor.Kitabın tadını bir kere almalıyım ve onu ,o dilimde bıraktığı tatla hatırlamalıyım.Karışıklığa mahal vermeyeyim.Net olsun.Körü körüne bağlı olduğum bu fikrimi işte bu aylak mı aylak adamla kırdım. Hayatımda ilk defa bir kitabı 2. kez okudum.Ve samimi söylüyorum ki sevgili blogcular, bir 3.  4. kez daha okuyabilirim.Şimdi bilgisayarımın başında bunları size aktarırken karşımda kitaplığım duruyor.Kitabı alıp,altları  kalınca çizilmiş satırları aktarayım istiyorum.

'Soğuk,eğri büğrü , insansız sokaklar!Sürü sahiplerinin , bakkalların,kasapların,memurların uyuduğu evler!Aralarında ben!Yapayalnız,iğreti.'

'Hava tanımlamasında başka bir değişiklik: Hava iletken değildir.Tam anlaşmamı istiyorsunuz!Öyleyse , haydi bakalım insanlar,aranızda hava boşluğu bırakmayın!Ya gözler,bakışlar?Eluard , " Gözler konuşmaya başladığı zaman herşey susar," demiyor mu ? Öff !Sıkıntılı konular!Bırak düşünmeyi,bu sıcak kumların tadını kaçırma.'

' İnsan günlerin biteviye geçişinden yakınmadıkça mutlu sayılırdı.'

Bu ve bunun benzeri nice kalbimde iz bırakmış cümleler gözüme çarpıyor.Hepsini buraya yazmaya kıyamadım.Meraklıları alıp bir an önce okumalı ,okutmalı.Ya da okumamalı okutmamalı pardon.Dilim sürçtü.Çünkü o aylak sadece bana özel olmalı.Kimseyle tanışmamalı!...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder